ZAMANSIZ HİKAYELER

Gerçekle hayalİn, geçmİşle geleceğİn arasında kalmış hİkâyeler.

ANATOLİAN HORROR STORY- ANNEMİN KORKU HİKAYELERİ 2 “DEFİNE KARDEŞ KATİLİ

Gece. Ahır. Sessizlik. Ay ışığı, ahşap çatlaklardan içeri sızıyor.

Kamera içeri girerken hava sanki kesilir. Sessizliğin içine gıcırdayan kapı sesiyle Rauf girer. Arkasında Süleyman, ardından Halis. Adımlar tereddütlü, ama içinde bir patlamayı taşıyor.

Rauf, karanlığı delen bir düğmeye uzanır. Işık yanar, ama karanlık dağılmaz. Saman tozunun içinde sarı bir çürüme gibi durur ışık. Her şey ölgün, kasvetli, sıkıntılı.

SÜLEYMAN (şaşkın, kırık bir sesle)
Beni burada mı yatıracaksın, oğul?

Hiç cevap gelmez. Rauf’un gözleriyle verdiği yanıt, kelimelerden daha ağırdır. Süleyman’ı iter, adam yığılıp kalır. Halis, kapıyı kapatır. Gıcırtı tekrar yankılanır.

Sonra o ip…
Süleyman’ın bileklerine sarılan ip, yukarıdaki çiviye dolanır. Her lifinde bir yargı saklıdır sanki. Süleyman’ın elleri göğe doğru çekilir, ama gök burada uzak ve kayıtsızdır.

RAUF (bağırarak)
Söyle! Gömü nerede?!

Rauf’un elinde artık sadece bir demir değil, saplantının kendisi vardır. Süleyman kıvranır. Ellerinden kan sızar. Rauf acımasızdır. Vurur. Samanlar sıçrar.

Süleyman artık dua okur. Dudakları kıpırdar, kelimeleri seçilemez. Rauf ise kelimeleri paramparça etmeye niyetlidir.

Ve o anda, Süleyman’ın gözünden dünya değişir. Rauf bir insan değildir artık. Şeytani bir varlık, çıldırmış bir iblis, gözlerinden alevler fışkırır. Dişleri kırıktır ama keskindir. Bedeni tüylerle kaplı, hareketleri yabani. Çığlıkları insan sesi değildir artık. Bu, vicdanı olmayan bir sesin dışa vurumudur.

SÜLEYMAN (çığlıkla)
Keni Tato! Büyük dut ağacının altında! Oraya gömdüm!

Söz bittiği anda bilinç de biter. Süleyman bayılır. Ayakta asılı bir ceset gibi sarkar.
Halis, hâlâ donmuştur. Rauf’un içine düşen ateşi görmüştür ve korkmuştur.

HALİS (fısıltıyla, inanamadan)
Abi… Ne yaptın?

Rauf dönüp ona bakar. Gözleri hâlâ parıldar. Kardeşinin sorusunu bir tehdit gibi algılar. Hiddetle Halis’i fırlatır. Halis’in kafası tahtaya çarpar, kan sızar. Artık Rauf’un içinde hiçbir fren kalmamıştır.

RAUF
Bunak hak etti! Gidiyorum Keni Tato’ya! Sakın karışma!

Ama Halis karışır. Yaralı ama dik. O bir eşikten geçti.

HALİS (öfkeyle)
Bütün köye anlatacağım! Senin deliliklerini herkes duyacak!

Çatışma artık kaçınılmaz. Bu sahnede artık iki kardeş yoktur; biri şeytanlaşmıştır, diğeri ise hâlâ insan kalmaya çalışmaktadır.

Kavga başlar. İlk yumruk Halis’tendir. Ardından yuvarlanarak bir mücadele. Samanlar uçuşur, kamera titrer. İki gövde birbirine sarılmış, geçmişin kiniyle boğuşur.

Sonunda, o çekici eline alan Rauf olur. Zaman yavaşlar. Sesler kısılır. Ve darbe iner.

Kafa parçalanır.
Bir hayat son bulur.

Rauf ayağa kalkar. Nefes nefese. Ölü bir kardeş, baygın bir yaşlı, ve artık geri dönülemeyecek bir yalnızlık…

Kapı açılır. Ay ışığı içeri dolarken Rauf’un gölgesi uzar. Baykuş sesleri duyulur.
Ve o çıkar…
Bir mezarın peşinde, kendini gömeceği bir gecenin içine doğru…