ZAMANSIZ HİKAYELER

Gerçekle hayalİn, geçmİşle geleceğİn arasında kalmış hİkâyeler.

kalemtraş

Atatürk İlkokulu’ndaydım.
Kulaktan dolma bilgilere göre, yaşadığım şehrin önde gelen ailelerinin çocuklarının gİttİğİ okuldu burası. Ama bana sorarsanız, hİçbİr şeye benzemeyen bİr okuldu.

Annemin İlk okul öğretmenİmİ, Saraçoğlu mağazalarının sahİbİnİn eşİnİN kadın gününde tanıyınca, bİr şekİlde en ön sıraya, öğretmen masasının hemen yanına oturtulmuştum.İLK OKUL ÖĞRETMENİMİN KAŞLARI YOKTU KISA VE ŞİŞMAN BİR SUBAY EŞİYDİ SÜREKLİ KALEM İLE KAŞLARINI ÇİZER VE KAHVERENGİ RUJUNU SÜRERDİ.

Sınıfın en güzel kızı İpek — yanımda İse gözlüklü ve sürekli terleyen Abdülkadİr otururdu. benDe İKİSİNİN ORTASINDA

İpek’in çok güzel bİr kalemtraşı vardı.
İlkokulda kullandığımız kurşun kalemlerİn ucunu tam İSTEDİĞİM gİBİ açardı. Bazen o büyük kalemtraşını okula getİRİRDİ. Bazı günlerde kurşun kalemlerİmİ ona verİrdİm, evinde açar ertesİ gün getİrİrdİ.

O kalemtraş, bİzİm gİbİ çocukların sahİp olamayacağı kadar pahalıydı.

Ne olduğunu şİmdİ hatırlayamadığım bİr şey oldu ve İpek kalemtraşını artık okula getİrmemeye başladı. Kalemlerİmİ alıp evİne götürmeyİ de reddettİ.

Aradan yıllar geçtİ. Ama o kalemtraşı her gördüğümde çocukluğuma gerİ dönüp o günlerİ hatırlar oldum.

Ta kİ yıllar sonra, çok beğendİğİm bir kalemtraş bana hedİye edİlene kadar…

Teşekkür ederİm burcu.